Arı Ürünleri ve Bağışıklık Sistemi

Bağışıklık Sistemi, Arı Ürünlerinin Bağışıklık Sistemi ve Virüsler Üzerine Etkileri

Prof. Dr. Hasan Hüseyin ORUÇ

Bursa Uludağ Üniversitesi, Veteriner Fakültesi

Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı

16059, Nilüfer, Bursa.

E mail: oruc@uludag.edu.tr

Bağışıklık (İmmün) sistemi nedir ve nasıl çalışır?

Bağışıklık sistemi, vücudumuzda  hastalıklara yol açan virüs, bakteri, mantar, bazı parazitler gibi mikroorganizmaların (mikrop) ve tümörlerin zarar verici etkilerine karşı canlıyı koruyan savunma sistemidir.  Bağışıklık sistemi nötrofil, monosit, lenfosit, dendritik hücre, lenf bezleri, timus bezi, kemik iliği, dalak, lenf sistemi, barsaklar, solunum sistemi ve derideki lenfoid yapılar gibi çeşitli hücre, doku ve organlardan oluşur. Bu hücre, doku ve organlar genellikle uyum ve işbirliği içinde çalışır ve canlıyı korur. 

Bağışıklık sistemi “doğal” ve sonradan kazanılan “edinsel” olarak ikiye ayrılır. “Doğal bağışıklık sistemi (doğal direnç)”, doğal olarak organizmada hazır bulunan, zararlı mikroorganizmaları vücuda ilk girişte tanıyan ve ortadan kaldırmak için çalışan bağışıklık sistemidir. Başlıca deri, solunum sistemi ve sindirim sistemi, doğal öldürücü hücreler, fagositik hücreler, protein yapıdaki komplement sistemi ve sitokinlerden oluşur.  Bu sistem enfeksiyona yol açan mikroorganizma ile karşılaşır karşılaşmaz dakikalar içinde harekete geçer. Oluşturulan immün yanıt etkene spesifik (özel) değildir ve hafızası yoktur.

“Edinsel bağışıklık sistemi (kazanılmış direnç)”,  zararlı mikroorganizmanın vücuda girmesinden sonraki günler içinde belirtilen bir hazırlık süresi sonucunda harekete geçer. Etkene yani virüs gibi bazı mikroorganizmalara spesifiktir ve başlıca T ve B lenfositler görev yapar.

Bağışıklık sistemini güçlendiren başlıca önemli faktörler 

Her insanın temiz hava ve suya, güneşe, uykuya, dengeli ve yeterli besine ihtiyacı vardır ve stresten uzak durmak önemlidir. Spor yapmak da faydalıdır. Bağışıklık sistemi için en önemli gereksinim oksijendir. Hipoksi (dokularda oksijenin azalması) bütün sistemlerimiz için zararlıdır. Yani şehirde yaşamak immün sistemi bozan bir etkendir.  Oksijen konusunda önemli bir örnek de damar sertliği ile ilgilidir. Damar sertliği de bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Damar çeperinde mikropsuz bir iltihaplanma ile başlar. Oksijensiz ortam, kötü yağların hücre içine yanlış bir şekilde girip depolanmasına neden olur. Mümkün olduğu kadar oksijeni bol ortamlarda bulunmak hem mikroplarla karşılaşma sıklığınızı azaltır hem de sağlam bir bağışıklık sisteminiz oluşmasını sağlar. Diğer önemli bir faktör de iyi bir uykudur. Çünkü uyurken serotonin salgılanır ve bu hormon T lenfositleri dediğimiz o özel hücrelerimizden bir grubunun daha iyi yanıt verir hale gelmesini sağlar. Güneş ışınları ve D vitamini de sağlıklı ve güçlü bir immün sistem için olmazsa olmazdır. Tüm bunlar bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Egzersiz de bol oksijenli ortamda yapıldığı zaman bağışıklığa iyi gelmektedir.

Bağışıklık sistemini uyarıcı, destekleyici (immünostimülan) etki nedir, nasıl gerçekleşir?

İnsan ve hayvanlarda, viral ve bakteriyal hastalıklara karşı bağışıklık sistemini daha etkin çalışması için uyaran ve destekleyen aşı gibi antijenik özelliği olan spesifik maddeler veya spesifik olmayan sentetik veya doğal maddelere immünostimülant/immünostimülatör; oluşturdukları etkiye de immünostimülan etki denir.

Bağışıklık sistemini uyaran maddeler başlıca aşağıda belirtilen etkilerle bunu gerçekleştirir.

1. Fagositlerin uyarılması: Fagositler başlıca nötrofil, monosit, makrofajlar ve dendritik hücrelerden oluşur. Bağışıklık sisteminde özellikle hastalığın başlangıcında rol alan fagositlerleri uyararak, enfeksiyona/hastalığa neden olan yabancı etkenleri yutar ve sindirir, hastalığın erken safhasında, iltihabi yanıtı arttırır ve spesifik bağışıklığın başlaması ve ateşi meydana getiren maddelerin (sitokinleri) salgılanması ve yabancı/zararlı etkeni (antijeni) tanıyan bağışıklık sistemi hücrelerini (T ve B lenfositleri) uyarır.

2. Komplement sisteminin uyarılması:  B lenfositler tarafından antikor üretimiyle ortaya çıkan humoral bağışıklığın başlıca aracı sistemidir. Vücudun oluşan enflamasyona (iltihaba) karşı hazır olmasını, yabancı hücreleri parçalamasını ve fagositleri uyararak fagositozun arttırılmasını sağlar.

3. Antikorların (immünoglobülin) salgılanması: Antikorlar (immunoglobülin) her biri ayrı işlev gören beş gruba ayrılır: IgG, IgA, IgM, IgD ve IgE. İmmunoglobülinler B Lenfositler tarafından üretilir.

IgG (gama globulin), vücut dolaşımında immünoglobulinlerin en fazla bulunanıdır. Vücut sıvılarında bulunur ve kolaylıkla dokulara girebilir. IgG, plasentadan geçebilen tek immünoglobulindir ve anneden fetüse bağışıklığı aktarabilir. Bebeklerde ağız sütünden sonraki dönemde anne sütünde giderek artar ve en fazla bulunan immünoglobülin haline gelir. IgG, bakterilere, toksinlere ve vücut sıvılarındaki virüslere karşı koruma sağlar ve kompleman sistemini aktive eder. IgG’nin dört alt kümesi bulunmaktadır (IgG1, IgG2, IgG3 ve IgG4).

IgA, tükürük, gözyaşı, kolostrum (ağız sütü), akciğerlerdeki bronşlarda, gastrointestinal (mide-barsaklar), prostat ve dişi cinsel organ salgılarında bulunan immünoglobülindir. IgA salgılandığı yüzeylerde, virüslerin ve bakterilerin tutunmasını önler ve vücut içinde kalan bu deri kısımlarda (mukozada) lokal enfeksiyonlara karşı primer savunma olarak görev yapar. Bebeklerin yeni doğduklarında ilk 5 gün içinde içtikleri süte kolostrum denir ve kolostrumun içerdiği immünoglobülinin %90 ve üzerini IgA oluşturmaktadır.

IgM, antijene yanıt olarak dolaşımda ilk beliren immünoglobulindir ve yenidoğan (bebekler) tarafından üretilen ilk antikordur. Gebelik döneminde anneden yavruya geçemez ve anneden bu bağışıklığı yavruya transfer etmez. IgM, tanısal (teşhis) olarak yararlıdr çünkü IgM’nin mevcut olması, spesifik bir patojenin neden olduğu bir enfeksiyonun bulunduğunu gösterir.

IgD, B hücrelerinin farklılaşmasının başlamasında rol oynar.

IgE, enflamasyon, alerjik yanıtlar ve parazit enfeksiyonlarıyla mücadelede görev yapar. Mast hücrelerine ve bazofillere bağlanır. Antijenin mast hücrelerine veya IgE’nin bazofile bağlanması, bu hücreleri histamin ile birlikte enflamasyon ve alerjilerde önemli olan diğer aracıların açığa çıkmasını tetikler.

4. IFN-α ve IFN-γ salıverilmesi: İnterferonlar (IFN), canlının hücrelerini virüsler, riketsialar, malarya parazitleri ve diğer organizmalar gibi hücre içi mikroorganizmaların istilasından koruyan bir sitokin grubudur. Sitokinler, immün yanıtın tüm evreleri boyunca üretilen düşük molekül ağırlıklı düzenleyici proteinlerdir. Sitokinler lökositlerin ve diğer hücrelerin hareketini, proliferasyonunu (artmasını), ve farklılaşmasını düzenleyerek canlının yabancı antijenlere ya da zararlı mikroorganizmalara karşı reksiyonlarını ayarlar. Özellikle IFN-γ,makrofajları aktive eder, zararlı ve yabancı hücreleri öldüren lenfositleri üretir ve doğal öldürücü (Natural Killer, NK) hücre aktivitesini arttırır. Doğal öldürücü hücreler fonksiyon ve yapı bakımından T hücrelerinden, B hücrelerinden ve monosit-makrofajlardan bağımsız lenfositlerdir. Doğal öldürücü hücreler tümör hücresini ve virüsle enfekte olmuş hücreleri öldürebilmektedir.

5. T ve B Lenfositlerin uyarılması: T lenfositler, viral enfeksiyonların kontrolünde, yabancı doku greftlerinin ve organ nakillerinin reddinde, gecikmiş hipersensitivite reaksiyonlarında, diğer T hücrelerinin ve B hücrelerinin aktivasyonunda rol oynar. B Lenfositler yukarıda belirtilen antikorları üretir. Daha uzun ömürlü olan hafıza B lenfositler ise, bir sonraki antijen karşılaşmasına hazırlık olarak periferik dokulara yerleşir.

6. Sitokinlerin salınmasının uyarılması: Sitokinler, immün sistemin aktif olduğu tüm evreleri boyunca üretilen düşük molekül ağırlığına sahip düzenleyici proteinlerdir. Sitokinler lökositlerin ve diğer hücrelerin hareketini, çoğalmalarını ve farklılaşmalarını düzenleyerek canlının yabancı antijenlere ya da zararlı maddelere karşı reaksiyonlarını ayarlar. Sitokinler, aktive olmuş TH hücreleri (yardımcı T lenfositler) ve makrofajlar başta olmak üzere pek çok hücre tipi tarafından sentezlenir.

7. Pulmonary surfaktant sentezinin uyarılması: Akciğer alveollerinden salgılanan, başlıca yağ ve protein karışımı, akciğerlerin yüzeyine çekilen havanın tahriş edici fiziksel etkilerine ve akciğerlere giren mikroorganizmalara karşı koruyucu rolü vardır.

Virüs nedir,  antiviral etki nedir?

Virüs insan, hayvan ve bitkilere bulaşarak, onların hücrelerini ve vücudunu hasta (enfekte) ederek bölünüp çoğalan mikroskobik canlılardır. Viral hastalıkların tedavisi veya kontrolü için kullanılan ilaç ve maddelere antiviraller, oluşturdukları etkiye de antiviral etki denir. Virüslerin pek çok grubu ve kendi içlerinde de alt grupları vardır; bulundukları ortam ve şartlara göre kendilerini koruyabilme ve belirli oranlarda yapılarını değiştirebilme yeteneklerine sahiptir. Virüslerin farklı özelliklerine göre sınıflandırılmakla birlikte koronovirüsler, retrovirüsler, togavirüsler, parvovirüsler, herpesvirüsler, ortomiksovirüsler ve paramiksovirüsler gibi pek çok ana virüs grupları bulunmaktadır. Koronovirüsler de memelilerde ve kuşlarda hastalığa neden olan bir virüs grubudur.

Viral hastalıklarda bağışıklık sistemini destekleyen/uyaran (immünostimülan) maddelere neden ihtiyaç vardır?

Viral hastalıkların tedavisinde kullanılan antiviral ilaçlar aynı zamanda immünostimülan etkiye sahiptir. Ancak bunların sayısı ve etkinliği yeterli değildir. Her antiviral ilaç tüm virüs gruplarına karşı etkinlik göstermemekte, belirli bir grup virüs için etkili olabilmektedir. Ayrıca virüsler mutasyona uğrayarak (kendi yapılarını değiştirerek) etkili olan bir antiviral ilaçtan etkilenmeyebilmektedir. Tedavide veya viral hastalıkların olduğu dönemde bakteriyel bir hastalık da olabilir diye antibiyotik verildiğinde de antibiyotiklerin viral hastalıklarda etkinliği iyi olmadığı gibi yan etkileri de bulunmaktadır. Ayrıca HIV/AIDS, SARS ve avian flu gibi viral hastalıklara karşı yeterince etkili bir tedavi ve aşı bulunmadığı için immunostimülan maddelere ihtiyaç vardır. Ayrıca bağışıklık sistemimiz aşı kullanımında olduğu gibi normalde, genetik (kalıtsal) olarak veya sonradan çeşitli nedenlerle (çeşitli hastalıklar, dengesiz beslenme, stres, yetersiz uyku ve güneş gibi) zayıf düşerek vücudumuzun savunmasında yetersiz kalabilir ve desteklenmesi gerekebilir.

Başlıca immünostimülanlar nelerdir?

Bunlar farklı özelliklerine göre sınıflandırılabilir. Ancak genel olarak aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.

1. İmmünstimülan ilaçlar: Levamizol (ergomizol), talidomid, izoprinozin, immünosinin (immunocynin), bestatin.

2. Bakteriyel kökenli ürünler: Bağışıklık sistemindeki uyarıcı etkisini sitokinlerin salınımını arttırarak yaparlar. Bacille Calmette-Guerin (BCGaşısı tüberküloza karşı yapılır.

3. Rekombinant sitokinler: İnterferonlar, interlökin 2 (IL-2), tümör nekroz faktörü (TNF-α).

4. Kompleks karbonhidratlar

a. Glukanlar: β-glukan (makfofajların etkinliğini arttırır), lentinan.

b. Trehaloz: Trehaloz dimkolat (TDM), muramil dipeptid (MDP), lipopolisakkaridler  (LPS).

c. Prebiotikler: Fruktooligosakkarit, mannanoligosakkarit, ünilin ve β-glukan immünosakkaritler olarak da adlandırılır.

5. Aşılarda bulunan immünostimülan etkili adjuvantlar: Adjuvant aşıların içine immün sistemi uyarması için eklenen maddelerdir. LT-IS, CpG oligonükleotid, imikuimod, sentetik oligodeoksinikleotidler (ODNs) bunlardandır.

6. Bitkisel kökenli immünostimülanlar: Bu etkiler bitkilerin içerdikleri alkaloidler, fenolik bileşikler (flavanoidler gibi), terpenoidler, steroidler ve esansiyel yağ asitleri nedeniyle gerçekleşir. Genellikle antibakteriyel ve antiviral etkiye sahiptirler.         

a. Kutsal (Hint) fesleğen (Ocimum sanctum, tulsi) yaprakları.

b. Bektaşi üzümü ve Hint Bektaşi üzümü (Phyllanthus emblica, Amla) olarak adlanırılır; meyvesi bu etkiye sahiptir.

c. Yalancı tespih ağacı, Hint leylağı ve Margosan ağacı (Azadirachta indica, Neem) olarak adlandırılır; yaprağı ve yağı kullanılır.

d. Solanum trilobatum (Purple Fruited Pea Eggplant), Türkçe isim bilgisine ulaşılamamıştır. Daha çok antibakteriyel ve antikanser etkisi vardır.

e. Eclipta alba (Bhringraj), Türkçe isim bilgisine ulaşılamamıştır. İçeriği metil alkolle alındığında  ve kullanıldığında immunostimülan etkisi görülmektedir.

f. Zencefil (Zingiber officinale, Ginger) kök ve yumruları bu etkiye sahiptir.

g. Ekinezya (Echinacea, purple coneflowers) ve sarımsak (Allium sativum, Garlic).

h. Yeşil çay (Camellia sinensis, Green tea) özellikle kansere karşı daha iyi gelir.

ı. Sarısabır (Aloe vera), ağız yoluyla jel kısmının tüketimi immün sistem için oldukça faydalıdır.

i. Köpek dişi ayrığı (Cynodon dactylon, Bermuda Grass), bazı virüslere karşı antiviral etkinliği gösterilmiştir.

j. Achyranthes aspera (Prickly Chaff Flower), Türkçe isim bilgisine ulaşılamamıştır. İmmün sistem üzerindeki etkisi balıklarda gösterilmiştir.

k.  Nyctanthes arbortristis (Night-flowering Jasmine) ), Türkçe isim bilgisine ulaşılamamıştır. Antiviral, antifungal ve karaciğeri koruyucu etkisi bulunmaktadır.

l. Safran (Saffron), başlıca antikanser ve antiviral etkisi vardır.

7. Hayvansal kökenli immünostimülanlar

a. Kitin ve kitosan: Kitin; algler, protozoonlar, böcekler, halkalı solucanlar, yumuşakçalar, eklembacaklılar, yuvarlak solucanlar, su yosunları, kıllıçeneliler, knitliler ve mantarlar gibi canlıların yapısında bulunan uzun ve doğrusal yapılı bir polisakkarittir. Kitin yalnızca ticari olarak deniz kabuklularının dış iskeletlerinden elde edilmektedir. Özellikle yengeç ve karides gibi canlıların kabukları, deniz kökenli gıda endüstrisinde atık olarak bulunduğundan kolay ulaşılabilen bir kitin kaynağı olarak kullanılmaktadır.

Kitinin deasetillenmiş bir türevi olan kitosan, katyonik bir polisakkarittir ve kabuklu hayvanların atıkları, kuru kütle temeli üzerinden % 14-35 kitosan içerir. Kitin ve kitosanın bağışıklık sistemimizi uyarıcı etkileri vardır. Özellikle glikat kitosan (glycated chitosan, GC) antikanser etkiye de sahiptir.

b. Arı ürünleri: Bal arıları çalışkanlıkları ve iş bölümü yaparak ekip olarak çalışmalarıyla insanoğlu için örnek ve hayati değere sahip canlılardır. Başta bal olmak üzere propolis, polen, arı ekmeği, arı sütü, apilarnil, apiair, bal mumu ve arı zehiri gibi pek çok arı ürünü insanın beslenmesi ve sağlığına ciddi anlamda katkıda bulunur. Bu bölümde arı ürünlerinden immünostimülan etkisi olanlarla ilgili bilgi verilecektir.

Propolis

Propolis (bee glue), bal arıları tarafından başlıca kavak, kayın, at kestanesi, huş ve kozalaklı ağaçların tomurcukları ve çatlaklarından veya diğer bazı bitkilerden toplanan reçinemsi maddelerin bal mumu ve kendi enzimleriyle (β-glycosidase) birleştirerek oluşturdukları bir arı ürünüdür. Değişik renk ve hava sıcaklığına bağlı olarak farklı kıvamlarda olabilir (Şekil 1).

Şekil 1. Farklı propolis tuzalarından hazırlanmış değişik renk ve kıvamdaki propolisler.

Coğrafi koşul, mevsim, yükseklik ve iklim gibi faktörler propolisin kimyasal yapısında değişikliklere neden olur. Kısmen değişiklik içermekle birlikte, genel olarak propolis % 45-50 reçine,  % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen ve % 5 diğer organik maddelerden oluşmaktadır. Propolisin başlıca kovanın bakteri, mantar ve virüs gibi patojenlere karşı korunması, kovandaki çatlak ve yarıkların kapatılarak kovanın nem ve ısısının ayarlanması, kovandan atılamayacak büyüklükte olan yabancı canlıların (fare ve benzeri öldürülen canlıların) mumyalanarak kokuşmasının engellenmesi (Şekil 2) gibi işlevleri vardır.

Şekil 2. Kovan içinde propolisle mumyalanmış olarak bulunan bir fare.

http://www.lincolnlandbeekeepers.com/blog—around-the-hive/propolis-a-sticky-subject

Propolisin Mısırlılar, Persler ve Romalılar tarafından kullanıldığı bildirilmektedir. Mısırlılar ölülerini mumyalanmasında, Yunanlılar ise aromatik bitkilerle birlikte propolisi parfüm olarak kullanmışlardır. Hipokrat propolisi yara ve mide ülserlerinin tedavisinde kullanmıştır. I. Yüzyılda Cornelius Celsus propolisin kanlı irin, apse ve açık yaraların tedavisinde ilaç olarak kullanılabileceğini yazılı olarak belirtmiştir.

Propolisin içerdiği fenolik bileşikler ve propolisin kalitesini etkileyen önemli faktörlerden biri de propolisin reçine veya balsamının toplandığı ağaçlar, bitkilerdir. Propolisin kaynağını oluşturan başlıca bitkiler ise Kavak (Populus L.), Söğüt (Salix L.),Akçaağaç (Acer L.), Kızılağaç (Alnus Miller), Fındık (Corylus L.), Meşe(Quercus L.), Erik  (Prunus L.), Karaağaç (Ulmus L.), Kestane (Castaneasativa Miller), At kestanesi (Aesculus hippocastanum L.), Çam (Pinus L.), Ökaliptus (Eucalyptus cameludensis Dehnh.), Huş (Betula L.),Ihlamur (Tilia L.), Dişbudak  (Fraxinus L.) ve çeşitli reçine içeren kozaklı ağaçlardır.

Propolisin kimyasal yapısını oluşturan pek çok biyo-aktif madde bulunmaktadır. Bunlar, fenolik bileşikler (flavanoidler ve fenolik asitler) ve esterleri, alkoller, aldehitler, ketonlar, terpenler, kumarinler, stereoidler, aminoasitler, Mg, Ca, I, K, Na, Cu, Zn, Mn ve Fe gibi elementler, B1, B2, B6, C ve E vitaminleri ile çok sayıda yağ asidi ve enzimlerdir. Propolis içindeki biyo-aktif maddeler, miktarlarına bağlı olarak antibakteriyal, antioksidan, antiviral, antifungal, antiinflamatuar, antikanser, immünostimülan  ve antiülser gibi pek çok hastalığı önleyici ve tedaviye yardımcı etkilere sahiptir. Bu etkilerin büyük çoğunluğu propolis içindeki fenolik bileşiklerden olan flavanoidler ve fenolik asitlerden kaynaklanmaktadır. Bireysel olarak bu etkili flavanoid ve fenolik asitler galangin, kuersetin, metil kuersetin, rutin, kaempferol, mirisetin, naringin, naringenin, pinosembrin, hesperidin, apigenin, genkvanin, krisin (chrysin), luteolin, epigallokateşin, kumarik asit, kafeik asit, kafeik asit fenetil ester (CAPE), ferulik asit, gallik asit, kalkon ve artepillin C gibi fenolik bileşiklerdir.

Propoliste bulunan, immünostimülan ve antiviral etkili başlıca fenolik bileşikler galangin, apigenin, naringenin, kuarsetin, kaemferol, kafeik asit, kafeik asit fenetil ester, pinosembrin, sinnamik asit, p-kumarik asit, krisin ve artepillin C’dir.Antiviral etki, bu fenolik maddelerin bireysel olarak bulunmalarına göre propolisteki gibi birlikte bulunmalarıyla daha fazla görülmektedir, bu durum özellikle herpes simpleks virüsünde gösterilmiştir. Propolisin antiviral etkinliği influenza, HIV, adenovirus, herpes simpleks, avian influenza, enfeksiyöz bursal hastalığı ve canine distemper virusuna karşı ortaya konmuştur. Propolisin immünostimülan etkisi nedeniyle insan ve hayvanlarda kullanılan aşılara propolisin eklenebileceği bildirilmektedir.

Propolis doğal bağışıklığı uyarır, bu etkisini genellikle fagositlerin ve lenfositlerden de özellikle de T lenfositlerin uyarılması şeklindedir. Bu uyarı sonucunda, örneğin sinnamik asit gibi bazı fenolik bileşikler IL-1, IL-6 and IL-8 sitokinlerin, artepillin C ise IL-12 sitokininin salınmasını uyarır; ayrıca interferon γ (IFN-γ) üretimi artmaktadır. Propolis kullanımında fagositlerin IFN-γ etkisine daha hassas olduğu ve daha çok fagosit etkin hale gelmektedir. Ancak bu etkisinin propolisin yüksek dozlarında görülemeyebileceği; yüksek dozlarının özllikle B lenfositlerin çoğalmasını azaltarak bağışıklık sistemini deprese edebileceği de bildirilmektedir.

Propolisin istenmeyen etkileri var mıdır?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi propolisin yararlı etkileri yanında propolisin içeriği, kullanılan miktarı ve kullanan kişilerin hassasiyetine bağlı olarak zararlı etkileri de görülebilmektedir. Bu etkilerin başlıcaları alerjik reaksiyon sonucu ortaya çıkan el, sırt, ağız, dil, sırt ve ayaklar gibi vücudun değişik yerlerinde oluşan egzama/dermatitisler (deri ve mukozalarda kabuklanma, su toplama, ağrı, kaşıntı vb) ve uzun sürebilen kısa ve zayıf öksürüktür. Kuersetin, apigenin, kaemferol ve naringenin içeren propolisler insanlarda kabızlığa neden olabilir. Propolis içerdiği kafeik asit fenetil ester gibi bazı fenolik bileşiklerin tüketim miktarına bağlı olarak östrojenik etki de gösterebilmektedir. Bu durum bayan kullanıcılar için ciddi bir olumsuzluğa neden olmazken erkek kullanıcıların yüksek dozda ve uzun süreli kullanımlarında sakıncalı olabilecektir.

Bal

Bal, bitki nektarlarının (çiçek balı), bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının (salgı balı) bal arısı tarafından toplandıktan sonra sindirim sistemindeki bazı enzimlerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı tatlı bir üründür. Balın içeriği, balın çeşiti ve kaynağına göre değişiklik göstermekle birlikte, yaklaşık %80’ni früktoz, glikoz ve sukroz gibi şekerlerden, yaklaşık %20’si sudan ve daha düşüş oranlarda, proteinlerin yapı taşı olan aminoasitler, çeşitli vitamin, mineral, enzim ve fenolik bileşiklerden oluşur.

Güneydoğu Avustralya ve Yeni Zelanda’da üretilen Manuka balı gibi bazı balların, özellikle gibi influenza gibi bazı virüslere karşı antiviral etkinliği bildirilmiştir. Manuka ve yonca balının varicella-zoster virüse karşı etkinliği gösterilmiştir. Balın ayrıca rubella virüse etkinliği bulunmaktadır. İnsanlarda dudak ve cinsel organ bölgesindeki herpes virüs lezyonlarına sürülerek uygulanan balın intiviral bir ilaç olan ve krem olarak uygulanan asiklovirden daha etkili olduğu tespit edilmiştir.

Polen ve arı ekmeği (perga)

Çiçekli bitkilerin antenlerinde oluşan ve tozlaşmada (döllenmede) rol alan erkek üreme birimidir (çiçek tozu). Arı ekmeği, arıların yavrularını beslemek için topladıkları polenin petek gözlerine kendi enzimleri ve bal ile karıştırılarak yerleştirilmesiyle, yaklaşık 2 hafta da fermente olmuş halidir. Fermente olmuş polen de diyebiliriz. Sindirimi polenden daha iyidir.

Polen yaklaşık 22 aminoasit, 18 vitamin, 25 mineral, 59 iz element, 11 enzim veya koenzim, 14 yağ aside, 11 karbonhidrat, %25 protein, propoliste de bulunan fenolik bileşiklerin bir alt grubu olan flavonoidleri propolise göre daha düşük de olsa içerir. Bu nedenlerle polen ve arı ekmeğinin sağlıklı beslenmek ve antioksidan kapasitesi nedeniyle bağışıklık sistemini destekler.

Polen allerjik durumlarda, IgE’nin ilgili reseptörlere bağlanmasını engeller; böylece mast hücrelerinden histamin salınımını engelleyerek ve bazofil degranülasyonuna neden olarak allerjiyi engeller veya azaltır.

Arı sütü

Arı sütü, 5-15 günlük genç işçi arıların hypopharyngeal bezlerinde üretilen ve kraliçe arı ve genç larvaların besinidir. Arı sütü üretmek için genç işçi arılar bol miktarda polen ve nektar tüketir. Salgı bezinde üretilen süt, genç işçi arıların ağız boşluğuna gelir ve sonra petek gözüne bırakılır. Petek gözüne bırakılırken süt gibi sıvı haldeyken daha sonra koyulaşır. Kraliçe arı her gün sadece arı sütü ile beslenir (Arıcılık kitabına atıf ta bulun). İçerdiği protein ve esansiyel amino asitler, bazı hormonlar, A, C, D ve E vitaminleri, çeşitli mineraller ve enzimler nedeniyle oldukça önemli bir arı ürünüdür.

Arı sütü immunostimülan etkisini, hepatosit ve monositlerin çoğalmasını uyararak göstermektedir.

Sonuç olarak propolisin antiviral etki ve bağışıklık sistemini uyarıcı/immünostimülan etkisi vardır, ancak kullanılan propolis çeşiti, propolis içeriği ve virüs sınıfına göre değişmektedir. Propolisin antiviral ve immünostimülan etkisini görebilmek için kullanılacak propolis ürününün fenolik bileşik içeriğinin bu etkilere sahip olan ve yukarıda belirtilen fenolik bileşikleri belirli bir düzeyde içermesi gerekir. Bunun için de bu bileşikler bakımından bireysel fenolik  bileşiklerin (flavanoid ve fonolik asitler) analizinin yapılmış ve bu maddeleri içeriyor olması gerekir. Türkiye’de üretilen propolislerde de bu fenolik bileşikler büyük oranda bulunmaktadır. Ancak propolisin yüksek miktarlarda kullanımının bağışıklık sistemi için yeterince faydalı olamayabileceği de çalışmalardan görülmektedir. Propolis kadar olmasa da bal, polen, arı ekmeği ve arı sütünün de antiviral ve bağışıklık sistemini uyarıcı etkileri bulunmaktadır. Ancak tüm arı ürünlerinin sağlıklı şartlar altında üretilmiş ve tüketiciye sunulmuş olması son derece önemlidir. Yine arı ürünlerinin sağlığımız üzerine çok fazla faydalı etkileri bulunmakla birlikte arı ürünlerine hassas bireylerde, ayrıca sürekli ve yüksek miktarlarda tüketildiğinde arı ürünleri bazı istenmeyen alerjik durumlara neden olabilmektedir.

Bilgilerin derlendiği kaynaklar

  1. Carvalho O. V., Botelho C. V., Ferreira C. G. T. et al., “In vitro inhibition of canine distemper virus by flavonoids and phenolic acids: Implications of structural differences for antiviral design,” Research in Veterinary Science, 95(2):717–724, 2013.
  2. Gekker G., Hu S., Spivak M., Lokensgard J. R., and Peterson P. K., “Anti-HIV-1 activity of propolis in CD4+ lymphocyte andmicroglial cell cultures,” Journal of Ethnopharmacology, 102(2): 158–163, 2005.
  3. Kim Y., Narayanan S., and Chang K.-O., “Inhibition of influenza virus replication by plant-derived isoquercetin,” Antiviral Research, vol. 88, no. 2, pp. 227–235, 2010.
  4. Amoros M., Sauvager F., Girre L., and Cormier M., “In vitro antiviral activity of propolis,” Apidologie,  23(3): 231–240, 1992.
  5. Schnitzler P., Neuner A., Nolkemper S. et al., “Antiviral activity and mode of action of propolis extracts and selected compounds,”Phytotherapy Research, vol. 24, no. 1, pp. 20–28, 2010.
  6. Simoni IC, Aguiar B, de Araujo Navarro AM et al (2018) In vitro antiviral activity of propolis and Baccharis sp. extracts on animal herpesviruses. Arq Inst Biol 85:1–7.
  7. Ozdal, T., Ceylan, F. D., Eroglu, N., Kaplan, M., Olgun, E. O., Capanoglu, E. (2019). Investigation of antioxidant capacity, bioaccessibility and LC-MS/MS phenolic profile of Turkish propolis. Food Res. Int., 122:528-536.
  8. Sforcin, J.M., 2016. Biological properties and therapeutic applications of propolis. Phytother. Res. 30, 894–905.
  9. Bachiega TF, Orsatti CL, Pagliarone AC, Sforcin JM. 2012. The effects of propolis and its isolated compounds on cytokine production by murine macrophages. Phytother Res 26: 1308–1313.
  10. Gao W, Wu J, Wei J, et al. 2014. Brazilian green propolis improves immune function in aged mice. J Clin Biochem Nutr 55: 7–10.
  11. K. Wolska, A. Górska, K. Antosık and K. Ługowska. Immunomodulatory Effects of Propolis and its Components on Basic Immune Cell Functions. Indian J Pharm Sci 2019;81(4):575-588.
  12. Murat Songu, Hüseyin Katılmış. Enfeksiyondan korunma ve immün sistem. J Med Updates 2012;2(1):31-42.
  13. Sepideh Shahbazi, Azam Bolhassani. Immunostimulants: Types and Functions. J Med Microbiol Infec Dis, 2016, 4 (3-4): 45-51.
  14. Kujumgiev, A., I. Tsverkova, Y. Serkedjieva, V. Bankova, R. Christov , S. Popov. 1999. Antibacterial, antifungal and antiviral activity of propolis of different geographic origin. Journal of Ethnopharmacology 64(3): 235-40.
  15. Song, Y.F., J. Wang, S.H. Li and C.F. Shang, 2005. Effect of bee pollen on the development of digestive gland of broilers. Anim. Husb. Vet. Med., 37: 14-17.
  16. El-Neney, B.A. and K.H. El-Kholy, 2014. Effect of natural additive (bee pollen) on immunity and productive and reproductive performances in rabbits. 1-Growth performance, digestive and immune responses in growing rabbits. Egypt. Poult. Sci. J., 34: 579-606.
  17. Karaman, M.R. Evaluation of Some Nutritional and Antioxidant Values of Bee Bread (Perga) for Athletes. Sportif Bakış: Spor ve Eğitim Bilimleri Dergisi, 6 (SI2), 390-398, 2019.
  18. Alp, H. Effects of Propolis on Immune System. Journal of Aegean Agricultural Research Institute (AARI), 28 (2) 2018, 99 – 104.
  19. Havsteen BH. The biochemistry and medical significance of the flavonoids. Pharmacol Ther 2002;96(2-3):67-202.
  20. Gao W, Wu J, Wei J, Pu L, Guo C, Yang J, et al. Brazilian green propolis improves immune function in aged mice. J Clin Biochem Nutr 2014;55(1):7-10.
  21. Chan GC, Cheung KW, Sze DM. The immunomodulatory and anticancer properties of propolis. Clin Rev Allerg Immunol 2013;44:262-73.
  22. Orsatti CL, Missima F, Pagliarone AC, Bachiega TF, Búfalo MC, Araújo JP Jr, et al. Propolis immunomodulatory action in vivo on Toll-like receptors 2 and 4 expression and on pro-inflammatory cytokines production in mice. Phytother Res 2010;24:1141-6.
  23. Orsi RO, Funari SRC, Soares AMVC, Calvi SA, Oliveira SL, Sforcin JM, et al. Immunomodulatory action of propolis on macrophage activation. J Venom Anim Toxins Incl Trop Dis 2000;6:205-19.
  24. Sampietro DA, Vattuone MMS, Vattuone MA. Immunomodulatory activity of Apis mellifera propolis from the North of Argentina. Food Sci Technol 2016;70:9-15.
  25. Draganova-Filipova MN, Georgieva MG, Peycheva EN, Miloshev GA, Sarafian VS, Peychev LP. Effects of propolis and CAPE on proliferation and apoptosis of McCoy-Plovdiv cell line. Folia Med 2008;50:53-9.
  26. Park JH, Lee JK, Kim HS, Chung ST, Eom JH, Kim KA, et al. Immunomodulatory effect of caffeic acid phenethyl ester in Balb/c mice. Int Immunopharmacol 2004;4:429-36.
  27. Sforcin JM, Orsi OR, Bankova VJ. Effects of propolis, some isolated compounds and its source plant on antibody production. J Ethnopharmacol 2015;98:301-5.
  28. Cetin E, Silici S, Cetin N, Güçlü BK. Effects of diets containing different concentrations of propolis on hematological and immunological variables in laying hens. Poult Sci 2010;89:1703-8.
  29. Ziaren HR, Rahmani HR, Pourreza J. Effect of dietary oil extract of propolis on immune response and broiler performance. Pakistan J Biol Sci 2005;8:1485-90.
  30. Goldman AS, Garza C, Nichols BL, Goldblum RM. Immunologic factors in human milk during the first year of lactation. J Pediatr (1982) 100(4):563–7.
  31. Serkedjieva J, Manolova N, Bankova V. 1992. Anti-influenza virus effect of some propolis constituents and their analogues (esters of substituted cinnamic acids). J Nat Prod 55: 294–297.
  32. Ito J, Chang F-R, Wang H-K et al. 2001. Anti-AIDS agents. 48. Anti-HIV activity of moronic acid derivatives and the new melliferone-related triterpenoid isolated from Brazilian propolis. J Nat Prod 64: 1278–1281.
  33. Amoros M, Sauvager F, Girre L, Cormier M. 1992. In vitro antiviral activity of propolis. Apidologie 23: 231–240.
  34. Debiaggi M, Tateo F, Pagani L, Luini M, Romero E. 1990. Effects of propolis flavonoids on virus infectivity and replication. Microbiologica 13: 207–213.
  35. Amoros M, Lurton E, Boustie J, Girre L, Sauvager F, Cormier M. 1994. Comparison of the anti-herpes simplex virus activities of propolis and 3-methyl-but-2-enyl caffeate. J Nat Prod 57:644–647.
  36. Huleihel M, Isanu V. 2002. Anti-herpes simplex virus effect of an aqueous extract of propolis. Isr Med Assoc J 4: 923–927.
  37.  El Hady, F.K.A., Hegazi, A.G., 2002. Egyptian propolis: 2. Chemical composition, antiviral and antimicrobial activities of East Nile Delta propolis. Zeitschrift für Naturforschung C 57, 386–394.
  38. Nassar, S.A., Mohamed, A.H., Amira, Soufy, H., Nasr, S.M. and Mahran, K.M. “Immunostimulant Effect of Egyptian Propolis in Rabbits”, The Scientific World Journal, 2012:1-9.
  39. González-Búrquez MJGonzález-Díaz FRGarcía-Tovar CGCarrillo-Miranda LSoto-Zárate CICanales-Martínez MMPenieres-Carrillo JGCrúz-Sánchez TAFonseca-Coronado S. Comparison between In Vitro Antiviral Effect of Mexican Propolis and Three Commercial Flavonoids against Canine Distemper Virus. Evid Based Complement Alternat Med. 2018, 6;2018:7092416
  40. Watanabe K, Rahmasari R, Matsunaga A, Haruyama T, Kobayashi N. Anti-influenza Viral Effects of Honey In Vitro: Potent High Activity of Manuka Honey. Archives of Medical Research, 2014, 45(5):359-365.
  41. Zeina B, Othman O, Al-Assad S. Effect of Honey versus Thyme on Rubella Virus Survival in Vitro. Journal of Alternative and Complementary Medicine, 1996, 2 (3):345-348.
  42. Shahzad A, Cohrs RJ. In vitro antiviral activity of honey against varicella zoster virus (VZV): A translational medicine study for potential remedy for shingles. Transl Biomed. 2012;3(2):2.
  43. Al-Waili NS. Topical honey application vs. acyclovir for the treatment of recurrent herpes simplex lesions. Medical Science Monitor : International Medical Journal of Experimental and Clinical Research. 2004 Aug;10(8):MT94-8.
  44. Mărgăoan, R., Stranț, M., Varadi, A., Topal, E., Yücel, B., Cornea-Cipcigan, M., Campos, M. G., & Vodnar, D. C. (2019). Bee Collected Pollen and Bee Bread: Bioactive Constituents and Health Benefits. Antioxidants, 8(12), 568.
  45. Kamakura, M., Suenobu, N., and Fukushima, M. (2001). Fifty-seven-kDa protein in royal jelly enhances proliferation of primary cultured rat hepatocytes and increases albumin production in the absence of serum. Biochem. Biophys. Res. Commun. 282, 865–874.
  46. Kimura, M., Kimura, Y., Tsumura, K., Okihara, K., Sugimoto, H., Yamada, H., et al. (2003). 350-kDa royal jelly glycoprotein (apisin), which stimulates proliferation of human monocytes, bears the beta1-3galactosylated N-glycan: analysis of the N-glycosylation site. Biosci. Biotechnol. Biochem. 67, 2055–2058.
  47.  Ishikawa, Y., Tokura, T., Nakano, N., Hara, M., Niyonsaba, F., Ushio, H., et al. (2008). Inhibitory effect of honeybee-collected pollen on mast cell degranulation in vivo and in vitro. J. Med. Food 11, 14–20.
  48.  Moita, E., Sousa, C., Andrade, P. B., Fernandes, F., Pinho, B. R., Silva, L. R., et al. (2014). Effects of Echium plantagineum L. bee pollen on basophil degranulation: relationship with metabolic profile. Molecules 19, 10635–10649.
  49.  Cornara LBiagi MXiao JBurlando B. Therapeutic Properties of Bioactive Compounds from Different Honeybee Products. Front Pharmacol. 2017 Jun 28;8:412.
  50.  Oruç, H.H., Sorucu, A., Çayci, M. Propolis, Arı Zehiri, Apilarnil, Kovan Havası (Apiair). In Bal Arısı, Ürünleri ve Hastalıkları. Bölüm 2. Arı Ürünleri, Arı Sokması ve Veteriner Apiterapi. Ed. Aydın L. ve Doğanay, A. Dora Yayıncılık, 2017.